Ara
  • Tolga UÇAR

İnternet Oyunları Bağımlılığı

İnternet oyunları bağımlılığı DSM-5'in 3. ekinde ''İleriki Çalışmalar İçin Koşullar'' kısmında yer alır. Burada yer almasının sebebi ise DSM-5'te bağımlılık kısmında yer alabilmesi için bu alanda daha çok çalışmanın gerekmesidir. Bu yapılan bilimsel araştırmaların sonuçlarının güvenilir ve geçerli olması gerekir. Ayrıca alınan sonuçların diğer yapılan çalışmalarla olan tutarlılıklarına bakılır. Yapılan çalışmalar incelendiğinde bu bağımlılığın en çok erkek ergenlerde olduğu görülmektedir. Genellikle uzun saatler oyun oynamak bağımlılık olarak düşünülür fakat bu bir nedenden ziyade bağımlılığın bir sonucudur. Boş bir gününüzde siz de uzun saatler oyun oynayabilirken diğer gün hiç oynamayabilirsiniz. Problem derecesinde oyun oynayanlarla oynamayanlar arasında iki tane ayırıcı faktör ön plana çıkmaktadır. Birincisi; bu oyunları oynayanlar eğlenmek amaçlı değil, gerçek hayatta yaşadıkları sorunları unutmak ve yaşadıkları olumsuz duygularla baş edebilmek için oyunları kullanmaktadır. Yavaş yavaş değineceğiz fakat alkol ve madde kullanımında da temel sebeplerden biri budur. İkinci ayırıcı faktör ise bağımlı kişinin oyun oynama sıklığının ve süre açısından yoğunluğunun kontrolü kaybetmesidir. Bu ileri seviye kontrol kaybı ise kişilerin okuldan atılmalarına, işlerini kaybetmelerine veya sevgililerinden ayrılmalarına yol açabilir. Asya ülkelerinde bu türden haberler duyabilirsiniz. Ayrıca bu kontrol kaybı kişinin koltuktan kalkamamasına ve felç gibi ciddi sağlık sorunlarına da yol açabilir. Gelelim video oyunlarının bazı diğer bağımlılıklardan ayıran noktalarına. İlk olarak internet bağımlılığını ele alalım. Her ne kadar birbirine yakın gözükse de internet bağımlılığında online olarak yapılan her aktvitenin sıklığının ve yoğunluğunun artışından dolayı ortaya çıkan patolojik sonuçları ifade eder. Biz ise online ve offline oyunların aşırı ve problemleri sonuçlarını ele alıyoruz. Kumar bağımlılığı ile video oyunları bağımlılığı arasında iki temel fark bulunmaktadır. Kumar bağımlılığı para endekslidir ve daha yüksek bir finansal kazan için var olan para riske edilir. Video oyunlarında da para faktörü vardır ancak harcanan para oyundan alınan hazzı daha da artırma amaçlıdır. İkinci fark ise oyunlarda bizim oyunu oynayış becerilerimiz oyuna oldukça yön verir. Bu sebeple beceri esaslıdır denebilir ancak kumar bağımlılığında bu türden yüksek bir beceri gerekmez. Maç analizlerini yaparak bu konudaki tahminin tutma ihtimali güçlendirilebilir. Gelelim bu tanı sınıflandırma manueli olan DSM-5 Ek 3'te bir kişinin video oyunları bağımlısı olup olmadığına yönelik hangi kriterler vardır. Bu kriterlerin bazılarının madde bağımlılığı ile benzer kriterler olduğunu göreceksiniz. Bunlardan ilki zihinsel bağlamda sürekli oyunlarla meşgul olmaktır. Yani oyun oynamadığınız vakit günde birkaç kez oyunları düşünüyorsanız bu kriteri karşılıyor olabilirsiniz. İkincisi ise oyun oynanmayan dönemde yaşanan yoksunluk semptomları. Bu semptomlar genelde fiziksel olarak değil de zihinsel olarak kendini ortaya çıkarabilir. Örneğin oyun oynamadığınızda kendinizi sıkkın, huzursuz ve yorgun hissetmek gibi... Üçüncü kriter ise tıpkı madde bağımlılığındaki gibi tolerans gelişimi. Bu noktada oynanan oyunun süresinin artması aslında o oyundan daha önceki gibi aynı miktarda haz ihtiyacın karşılanmasına yöneliktir. Dördüncüsü ise oyun odalarına katılım konusunda kişinin kendine hakim olamaması. Burada üstte bahsettiğim gibi bizler kendimizi kontrol edebilirken bağımlıların kendilerine yönelik rutinleri vardır. Beşinci kriter ise oyunlar haricindeki hobilere ve eğlenceli aktivitelere olan ilginin kaybolmasıdır. Bu davranışsal bir belirginliktir. Altında kritere gelirsek bazı psiko-sosyal problemlerin yaşanmasıdır. Yedinci kriter ise oyun oynama sıklığı ve süresi ile ilgili aile üyelerine veya terapistlere yalan söyleme davranışını görebiliriz. Bu konuda bazı önlemler almak gerekebilir. Sekizinci kriter olumsuz ruh halinden kaçınmak için oyunların kullanılmasıdır. Son kriterimiz ise belki de en önemli kriterdir. Önemli ilişkilerin, işin, eğitim veya kariyer fırsatlarının oyun oynamaktan dolayı risk altına girmesi veya kaybedilmesidir. Dsm-5'te 12 ay içerisinde bu 9 kriterden 5'inin karşılanması konusunda bir gereklilikten bahsedilmiştir. İleriki yapılan çalışmalarda düşük, orta ve yüksek düzey video oyunu bağımlılığı tanımlaması yapılması gereklidir aslında. Örneğin son kriter gibi daha ciddi sonuçları olan bir durum yaşanıyorsa diğer 4 kriter karşılanmış veya karşılanmamış çok mühim değil. Bu kriter eşiği tanılama sistemini daha yapıcı haline getirmek için var. Bu bağımlılık için de çalışmalar devam ettikçe kriterler veya bağımlılık kriter eşiği değişiklik gösterebilir tabii. Video oyunları bağımlılığı ile beraber görülebilen bazı diğer hastalıklar bulunabilmektedir. Bunların en çok görüleni ise depresyondur. Bu noktada çift taraflı düşünmek gerekebilir. Video oyunları depresyona kişiyi sürekleyebileceği gibi depresyon da kişinin video oyunlarına yönelimini artırabilir. Özellikle kişilerin hayatlarında yalnızlık, düşük hayat memnuniyeti ve intihar düşünceleri oluşabilir. Bunun yanında dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu, yüksek düzey kaygı da yine bu bağımlılığı yaşayan kişilerde görülebilecek diğer hastalıklar olabilir. Bu bağımlılıktan ergenler kadar yetişkinler de muzdarip olabilirler fakat ergenlerde daha fazla görülmektedir. Peki kişileri oyunlara sevk eden nedir ? İlk olarak ergenler açısından risk faktörlerine bakalım. Eğer ergenler kendilerini okullarına ait hissetmezlerse, evde sıklıkla video oyunları oynayan aile bireyleri varsa ve tek çocuklu bir ailede yetişmişse daha fazla risk altında olabiliyorlar. Yetişkinlerde ise özellikle yalnızlık, sosyal becerilerde düşüklük, iş hayatında yaşanılan duygulardan kaçınma, başarısızlık gibi faktörler rol alabiliyor. Oyunların yapıları da kişiler için bir risk faktörü olarak değerlendirilebilir. Özellikle çok oyunculu devasa oyunlar (MMORPGs) dünyası insanı daha çok çekmektedir. Bu oyunlarda sohbet sisteminin olması, sürekli aktiflik gerektirmesi, her gün düzenlenen oyun içi etkinlikler, çözülmesi zor oyun yapısı ve sürekli değişen oyun yapısı insanları bu oyunlara daha çok bağlamaktadır. Nörobiyolojik faktörlere de kısaca değinmek istiyorum. Video oyunları bağımlılığı için pre-frontal bölgedeki orbitofrontal korteks ile bilateral insula sorumlu görülmektedir. Orbitofrontal korteks; prefontal, limbik, duyusal ve ön-motor bölgelerle bağlantısı olan heterojenik bir bölgedir. Karar verme gibi üst düzey bilişsel işlevlerde rolü olduğu düşünülmektedir. Bu bölgedeki hasar kişilerin ayrıca dürtülerini kontrol edememesine yol açmaktadır. Bu konuda iki tane çalışma paylaşmak isterim. İlk çalışma dürtü kontrolü ile ilgilidir. Kişilere sağda ve solda olmak üzere iki resim gösteriliyor ve soldakine dokununca ödül kazanılacağı bilgisi veriliyor. Denek bunu yaparak ödülü elde ediyor. Daha sonra yönerge tam tersine değişiyor ve soldakine artık dokunmaması gerektiği söyleniyor fakat frontal lob bölgesinde hasar olan denek dürtülerini kontrol edemeyerek soldaki fotoğrafa dokunmaya devam ediyor. İkinci çalışma ise karar verme mekanizması ile ilişkili bir çalışma. Burada IOWA Deneyi kullanılıyor. Kişilere 2000 dolar sanal para veriliyor ve dört tane karttan birini seçmesi isteniyor. Böylece denek para kazanıp kaybediyor. Bazı kartlar daha kazandırıyor ve bazıları daha fazla sistematik olarak kaybettiriyor. Denek ortalama 20. Kart açısından sonra sistemi çözüyor ve kendisine kazanç sağlayacak kartları seçiyor. Frontal bölgede lezyonları olan denekler ise toplamda kendilerini zarara sokacak kartları seçmeye devam ediyorlar. Tedavi Yöntemleri Nelerdir ?

Tedavi iki kısma ayrılabilir. Bir tanesi ruh sağlığı profesyonelleri ile yürütülen çalışmalardır. Genelde bilişsel davranışçı terapilerle başarılı sonuçlar alabiliyoruz. Kişilerin otomatik düşünceleri ve şemaları incelenen bir tedavi uygulanıyor. Aynı zamanda grupla psikolojik danışma ve aile terapileri de tedavi için uygulanabilir. Örneğin Chung Ang Üniversitesi üç haftalık kısa aile terapisi uygulamış ve olumlu aile ilişkilerinin kuyruklu nukleusun aktivitesini artırdığı ve online oyun uyarıcılarına karşı dorsolateral prefrontal kortekste aktivitenin azaldığı gözlemlemişler. Ergenler için özellikle tedaviye ailenin de katılması gerçekten başarılı sonuçlar ortaya çıkarabiliyor. Tedavi sürecinin ikinci kısmı ise ailelerin ve bireylerin yapabileceklerinden oluşuyor. İlk olarak bilgisayarınızı ve diğer teknolojik aletlerinizi yatak odanızdan çıkarın ve yatak odanızı sadece yatmak amacı kullanın. Bilgisayar aile üyelerinin olduğu oturma odası gibi alanlara konulabilir. Kendinize bir yatma saati belirleyin ve son bir saat hiçbir şekilde oyun oynamayın. Bilgisayarı kullanmanızı engelleyecek uygulamalar kullanılabilir. Ergenler için aileleri bu konuda kısıtlayıcı davranabilirler. Fiziksel aktiviteler yapın. Örneğin bir spor salonuna yazılabilirsiniz. Başka bir gün doğa yürüyüşüne çıkabilirsiniz. Bu noktada sizle bu aktiviteleri yapmak isteyen birini bulursanız daha güzel olur. Aileler çocukları için bu adımı atıp kendileri de çocukları ile birlikte bu aktiviteleri yapmaları gerekir. Çocuğunuza önce kendiniz bir model olmalısınız. Kendinize yeni hobiler denemek için şans verebilirsiniz. Başlamak genelde zor gelebilir. Bu noktada temelden başlayıp kendinizi küçük başlangıçlar için cesaretlendirmelisiniz. Aileler ise çocuklarını bu konularda cesaretlendirme görevini üstlenmelidir. Yemek yeme davranışını bilgisayarınız veya oyunlar ile yapmayın. Yemek için kendinize ayrı bir alan ayırıp yediğiniz yemeğin tadını çıkarmaya çalışın. Aileler ise çocuğa bu konuda izin vermemelidir. Ayrıca kendileri de yemek esnasında telefon vs uğraşmamalıdır. Çocuğumuzdan ne bekliyorsak önce biz o davranışı göstermeliyiz. Haftada bir iki gün kendinize oyunlardan uzak durmak için şans verin. Bu süreyi sinema, tiyatro, maç izleme veya yemek yapma gibi aktivitelerle geçirebilirsiniz. Ebeveynler çocukları ile bu aktiviteleri beraber yapabilirler. Ebeveynler oynanan oyunun çocuğun yaşı için uygun olup olmadığı değerlendirmelidir. Bazı oyunlarda çocuk kendinden yaşta büyükler ile sohbet edebilir. Bu da onları olumsuz etkileyebilir. Çocuğun oynadığı oyunla alakalı olabildiğince bilgi toplayın ve gerekirse çocukla beraber o oyunu oynayın. Eğer oynanan oyun çocuğunuza uygun değilse onun bilgi ve beceri seviyesini güçlendirecek yeni oyunlar bulun. Kendinize limitler koyun ve gerekirse oyun oynamanızı engelleyecek uygulamaları kullanın. Sosyal aktivitelerinizi artıracak ortamlar yaratın. İnsanlarla birlikte zaman geçirin. Salgın döneminde bunu yapmak zor olabilir. Görüntülü görüşmeler bu noktada faydalı olabilir. Ebeveynler ise bu noktada çocuklarının arkadaşları ile beraber vakit geçirebileceği aktivitelerin planlamasını üstlenebilirler. Oyuna başlamadan önce yapmanız gereken işleri bitirip kafanız rahatken oynayın. Oyunu kendinize bu noktada bir ödül olarak sunun. Aileler önce ödevlerin bitirilmesi gerektiği gibi isteklerde bulunabilirler. Eğer çocuk günün büyük çoğunluğunu tek başına evde geçiriyorsa modeme veya bilgisayara süre limiti koyabilirsiniz. Yetişkinler de bu konuda kendileri için uygulamalar kullanabilirler. Çocuğunuzla kuralları açıkça belirleyin ve onun da tam olarak anladığından emin olun. Gerekirse koyulan kurallar üzerine tartışın. Eğer çocuğunuz bu kuralları sürekli ihlal ederse oyun konsolunun veya modemin bütün gün veya bütün hafta el konulacağının da bilgisini verin. Çocuğunuzun ne kadar süre zaman geçirdiğine dikkat edin ve çocuğunuzun oyun hesabının şifresini öğrenip giriş kayıtlarını inceleyin. Bağımlılıklardan kurtulmanın temel adımı kişinin bu noktadaki isteğidir. Önce istemek ve inanmak lazım. Gerekli destek sistemi sağlandığında ise bağımlılıklardan kurtulunabilir ve başarılabilir. Unutmayın ki değişim ateşini yakacak olan sizsiniz.


2 görüntüleme

©2020, Bu site Tolga UÇAR tarafından kurulmuştur.